Ahmet Kök: “Yazar, kendine uygun bir dil ile kendine uygun bir yol çizmeyi bilmelidir.”

Söyleşi: Aslı Kemal Gürbey

Ahmet Kök, köklü bir yayınevi olan Kalan Yayınları’ndan yeni çıkan “Annemin Boz Oğlu” adlı eserinde köklü aile bağlarını ve insanın iç dünyasını derinlemesine ve ustaca işliyor. 754 sayfa olan “Annemin Boz Oğlu” adlı eser, aile tarihleri, kuşaklar arası sırlar ve sevgiyle örülü diyaloglar üzerinden okuyucuyu duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Yazarın samimi anlatımı ve içten bakış açısı, eserine özgün bir sıcaklık katıyor. Bugün kendisiyle kitabı üzerine konuştuk. Buyrun söyleşimize!


Merhaba Ahmet Bey. Yeni çıkan romanınız için sizi tebrik ederim. Beğenerek okuduğum bir eser oldu. Sizin kim olduğunuzu okurlarımıza tanıtarak başlamak istiyorum.  

Ben, 10.12.2965 yılında Ordu’ da doğdum. Feriköy ve Kurtuluş sevdalısı birisiyim. İlkokulu ve liseyi Feriköy’de bitirdim. Ortaokul sıralarında başlayan futbol oynama tutkum nedeniyle yaşadığım sağlık sorunları yüzünden üniversite hayatımı tamamlayamadım. Sonraki yıllarda Atatürk Havalimanında Hava Kargo sektöründe başlayan çalışma hayatım 2020 yılında emeklilik kararı almamla birlikte son buldu. 35 yıllık evliyim ve avukat olan bir oğlum var.

Annemin Boz Oğlu, şimdiden beğenerek okuduğum eserler arasına girdi. Konusu itibarıyla vurucu, dili sade ve diyalog ve kurgusu son derece yetkin. Bu çerçevede, merak ettiğim iki soru var: 1)Yazarlık yolculuğunuzda herhangi bir eğitim aldınız mı? 2) Bu kitabı yazmaya sizi yönelten karar ve motivasyon neydi?

Yazarlık konusunda herhangi bir eğitim almadım. Lakin kitap okuma tutkusunun bana kattığı en önemli özellik bu olsa gerek, yazı yazmayı ve yazdıklarımı paylaşmayı seviyorum. Son dönemlerde ülkemizde ve tüm dünyada yaşanmakta olan yalnızlaşma, ekonomik zorluklar nedeniyle parçalanmakla karşı karşıya kalan aileler ve aile fertlerinin zamanla birbirine yabancılaşması benim her daim korktuğum bir şey. Ailenin  tek mutlak güç olduğuna inanıyorum.

Ahmet Bey, onlarca gözlemimden hareketle diyebilirim ki her yazar yazmakta farklı ama anlamlı bir şey buluyor ve yazıyor. Siz yazmakta ne buluyorsunuz?

Ben toplumumuzun değer yargılarının zenginleşmesi adına yok olduğunu gözlemliyorum. Bu beni endişelendiren bir konu. Toplumumuzdaki en büyük sorun adaptasyon sorunu, ahlaki yozlaşma, değer yargıların hiçe sayılması, arzu ve isteklerin insan ahlakının önüne geçtiği bu acımasız zaman diliminde bizleri koruyan ve bizlere kol kanat geren en önemli unsurun güçlü ve kararlı ailelerimiz olduğunu düşünüyorum. Ben iyi bir neslin yetişmesi için toplum kesiminin tamamının yeniden kendini tazelemesi gerektiğine inanıyorum.

754 sayfalık bu eser; farklı katmanları, mekânları ve yoğun diyalog yapısıyla oldukça kapsamlı bir dünya kuruyor. Böylesi büyük bir anlatıyı bir arada tutmak hiç kolay görünmüyor. Yazma süreciniz nasıl geçti? Bu romanı kaleme alırken sizi en çok zorlayan bölüm ya da aşama hangisiydi?

Evet bu konu benim için de son derece zor oldu. Burada en önemli konu benim adıma Ilgın’ın Manisa’ya yatılı okula kaydının yapıldığı günden itibaren yaşandı. Ilgın’ın bu sürecini yazarken yıl sonlarında her yıl farklı bir etkinliğe katılması ve tatil boyunca aileden uzak yaşamayı seçmesi radikal bir karardı ve bunu yazarken zorlandığımı hissettim.

Kitap büyükanne ile meraklı torununun diyaloglarından oluşan nefis bir eser.
Bugün büyükanneler suskun, torunlar aceleci ve aradaki bağ neredeyse kopuk.
Sorun zaman mı, teknoloji mi, yoksa birbirimizi dinlemekten vazgeçmiş olmamız mı?

Ben bu durumu çok önemsiyorum. Ailelerin yaşadığı kuşaklar arası iletişimsizlik veya farklı şehirlerde yaşıyor olmanın verdiği hasret,  bu durumu her halükarda zorlaştırmış olsa da bana göre bu durumu ziyadesiyle işlemek gerekiyordu. Zira bu konunun unutulması veya göz ardı edilmesi durumu aile yapımızın, kuşaklar arası ağın güç kaybı olarak görüyorum.

Herkesin edebiyattan ve yazarlık kavramından anladığı şey farklı olabiliyor. Kimi için edebiyat bir ifade biçimi, kimi için toplumsal bir sorumluluk, kimi içinse tamamen içsel bir yolculuk. Siz, tüm bu yaklaşımlar arasında edebiyatı ve yazarlığı nasıl tanımlıyorsunuz?

Bu durum bende hepsinden biraz var gibi… Ben toplumun değişken ve kırılgan yapısının herkesi hızlıca içine çektiği bir zaman diliminde olduğumuzun bilincindeyim. Bazı değerlerin, bizi biz yapan unsurlarımızın ve hızlıca vazgeçtiğimiz insanlığımızın tekrar tekrar hatırlanmasını arzu ediyorum. Çünkü bizim milletimizin yaşanmış ve yaşanacak farklı birçok hikâyelerinin olduğuna ve bunu da birilerinin anlatması gerektiğine inanıyorum. 

Hemen her yazarın yazı yolculuğunda iz bırakan başka yazarlar oluyor. Ahmet Kök’ü etkileyen yazarlar kimler oldu?

Öncelikle bana göre çocukluğumun en büyük yazarı Kemalettin TUĞCU, Zülfü LİVANELİ ve her kitabını ayrı bir keyifle okuduğum Nermin BEZMEN’i başlıca sayabilirim.

Günümüzde yazarların, ilk eserlerinde uzun romanlar yazmaktan çekindiklerini görüyoruz. Hem okur beklentileri hem de “bitirebilir miyim?” kaygısı, çoğu zaman yazar adaylarını daha kısa metinlere yöneltiyor. Bu temelde size 2 sorum olacak: 1) 754 sayfalık roman yazmış biri olarak sizce bu çekingenlik anlaşılır mı, yoksa aşılması gereken bir eşik mi? 2)Yazarlık yolunun başındaki genç kuşaklara, uzun soluklu bir roman yazma cesaretini kazanabilmeleri için ne tavsiye edersiniz?

Bu romanın bana göre yazılacak daha 700 sayfalık bir devamı olabilirdi ama bitirmeyi uygun buldum. Böylesi bir durum birçok açıdan zor ve bağlantılardan kopmak anlamına da gelebiliyor. Bu zor bir durum. Bu yazarın kendi yeteneği ve konuları ifade etmesiyle alakalı bir durum. Yazarlık konusunda henüz kimseye bir öneride bulacak kadar kendimi yeterli bulunduğumu söyleyemem. Lakin bana göre bir yazar önce zihnindeki düşüncelerini kalbinden geçirdiği süzgeçten önce kendi özelinde değerlendirmeli sonra ona uygun olacağını düşündüğü bir dil ile kendine uygun bir yol çizmeyi bilmelidir.

Bu değerli paylaşımlarınız için çok teşekkür ederim. Edebiyatımıza böylesi güçlü ve emek dolu bir eser kazandırdığınız için de ayrıca kutluyorum. Okurunuz bol olsun.

Bu süreçte kitabımı okurlarıma buluşturmak adına gerekli düzenleme ve gerekli basım kolaylığı konularında bana yardımlarını esirgemeyen, sürece katkı sağlayan herkese şahsen ayrı ayrı teşekkür ederim. Çok sağolun…

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*