Necati Postalcı: “İnsanlık, tarih boyunca madde ile bilginin ayrımını, birlikteliğini ve karşılıklı ilişkisini tanımaya ve tanımlamaya çalışmıştır.”

Söyleşi: Aslı Kemal Gürbey

Necati Postalcı, Direk-İndirek Bilgibirim adlı kapsamlı ve 619 sayfalık çalışmasıyla, çağdaş düşünce dünyasında cesaret isteyen büyük bir işe girişiyor: Bilginin nasıl oluştuğunu, evrenle nasıl ilişkilendiğini ve insan zihninin bu büyük döngü içindeki yerini özgün bir kuramsal bütünlükle yeniden kuruyor. Postalcı, mutlak birimler, direkt-indirekt bilgibirim dizgileri, kültür kondisyonları ve evren döngüleri gibi kavramları yalnızca tanımlamakla kalmıyor; onları derin bir felsefi sezgiyle birbirine bağlıyor. Bu eser, fizik-kimya, biyoloji, kültür kuramı ve metafizik alanlarını aynı düşünce ekseninde buluşturan nadir çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. Köklü bir yayınevi olan Kalan Yayınları’ndan yeni çıkan Direk-İndirek Bilgibirim, geniş hacmine rağmen bir kitap olmanın ötesinde; bilginin, evrenin ve insanın konumunu yeniden düşünmek isteyenler için bir düşünsel atlas, bir epistemik yol haritası niteliğinde. Necati Postalcı’nın bu derinlikli eseri, Türk düşünce geleneğinde yeni bir kapı aralıyor; okuru alışılmış kavramların çok ötesine geçmeye davet ediyor. Bu kitap, hem entelektüel cesaretin hem de kuramsal titizliğin parlak bir örneği olarak uzun yıllar önemini koruyacak nitelikte.

Merhaba Necati Bey. Öncelikle yeni eseriniz hayırlı olsun. Sanırım eserinizi ilk okuyanlardan birisiyim. Yayınevi, eserin pdf nüshasını bana ilettiğinde daha ilk sayfaları okur okumaz bilim ve felsefe dünyasına kattığınız bu yapıtın bir zenginlik oluşturduğunu hemen hissettim. Bu vesileyle bu kıymetli eseri kaleme alan sizinle söyleşi yapmaktan mutluluk duyduğumu bilmenizi isterim. Sizi tanımayan okurlarımız için Necati Postalcı kimdir? sorusuyla başlamak istiyorum.

Balkanlar; kültür farkları, savaşlar ve göçlerle Anadolu’da biyolojik bir mirasa dönüşüyor. Bilgi yüklemesi başlıyor: dil, din, aile hikâyeleri… Topluma ait olma, savunma ve korunma ihtiyacıyla birlikte stres de ortaya çıkıyor. İlkokul, başka bir dille hayata tutunmaya çalışıyor.

Hiroşima’da atom parçalanmış. Avrupa, farklılığın yarattığı felaketi atlatmış ve bir birlik oluşturmaya çabalıyor. Einstein’ı sonradan tanıdık; aslında elektronları anlamış, evreni ölçmeye çalışıyormuş. Telgraf ve telefon telleri ortadan kalkmış, radyo sesleri yayılmış. Bafra Lisesi bir tarafta; diğer tarafta elektronlara görüntü yüklenmiş, dünya gözümüzün önüne serilmiş. Aristoteles, Spinoza, Hegel olan biteni anlamaya çalışmış. Ben de anlamaya çalışıyorum. Freud ve Darwin evrimi yakalamış. Buhar çağı çoktan aşılmış; Nikola Tesla, elektrik, nükleer güç ve elektronlar kontrol altına alınmış. Makinelere bilgi yüklenirken yapay zekâ bedenin bir parçası hâline gelmiş. Marcel Proust’un tanıma katkısı burada önem kazanıyor. Resmî olarak Müskirat Eksperlik Okulu ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenim gördüm. İtalya, Fransa ve Almanya’da izlediklerimi Kaos ve Düzen ile Direkt ve İndirekt Bilgi Birimi başlıkları altında toparlamaya çalıştım.

“Direk” ve “indirek” bilgibirim dizgileri, sıradan bir okurun kolayca kavrayabileceği kavramlar değil. Bu iki kavramı okurların anlayabileceği bir dille açıklayabilir misiniz?

Direkt Bilgi Birimi, evrenle ilişki içinde olan, parçalanmadan varlığını sürdürebilen tüm makro ve mikro bilgi birimleri; fiziksel ve kimyasal görüngü değerleriyle birbirleriyle doğrudan (direkt) faktörel ve faktörel bileşim ilişkileri kurarlar. Bu ilişkilerin ortak alt birimleri mutlak birimler, yani elektronlardır. Biyolojik birimler de bu evrensel ilişkiye bağlı olarak, direkt ilişki bilgi dizgilerinin görüngü bilgi birimleridir. Fiziksel ve kimyasal değerler, bilgi dizgilerinin görüngüleri olarak ortaya çıkar. Görüngü bilgi birimlerinden maddeler ayrıldığında, maddesel yapı çözülse bile bilgi ardıl görüngülere aktarılır. Görüngü bilgi birimlerinin maddesel yapıları, kondisyonlarına ait ortak alt birimlerdir. Alt birimler ayrışsa dahi, bilgi ardıl görüngülere doğrudan taşınır. Her görüngü ve onun değerleri, direkt ilişki bilgi dizgi döngülerinin bir sonucudur. Kısacası, ilişki bilgidir. Birimler fiziksel ve kimyasal değerlere sahiptir. Evrenle ilişki içinde olmak zorunda olan bu birimlerin evreni tanımaları, tanımlamaları ve bilmeleri; bilgilerini doğrudan kendi fiziksel ve kimyasal değerlerine dönüştürmeleriyle mümkündür. Bu süreçte dışarıdan bir eğitim aracına ya da yapay bir bilgi yüklemesine gerek yoktur. Evrenin ilişki değerleri doğrudan bilinir ve bilgiler, direkt bilgi dizgi döngülerinde taşınır. Görüngü bilgi birimlerinin fiziksel ve kimyasal değerleri, bilgi dizgilerinin birimselleştiği direkt kültür kondisyonlarıdır. Direkt kültürle oluşan bilgi birimleri, evrenin kondisyon ilişkilerine doğrudan girer. İndirekt Bilgibirimleri ise, evrenle olan ilişkilerini aracı bilgi ve birimler yoluyla kurar. Evreni; araçlar üzerinden tanır, tanımlar ve bilirler. Bu ilişkiler, yapay aracı bilgilerle oluşturulan yapay kondisyonlarda birimselleşir ve ardıl yapay bilgi dizgileri hâlinde devam eder. Bu noktada Yunus Emre’nin “İlim kendini bilmektir” sözü anlam kazanır. Direkt bilgi birim dizgileri, evrenin kondisyonel ilişki bilgilerini doğrudan ardıl bilgi birim döngülerine alarak, evrendeki değişim ve farklılaşmaları kendi bilgi birim değerleriyle denetler. Buna karşılık, aracı bilgi dizgileri ve kondisyonlarıyla evrenle ilişki kuran bilgi birimleri; ereksel (amaçsal) kontroller altında, indirekt bilgi dizgileri oluşturur. Bu süreçte, ardıllanmalarının rasyonel değerleriyle kontrol edilen yapay indirekt bilgi birim kondisyon evrenleri inşa edilir. Bu dizgiler, evrende var olma ve kalma mücadelesi vermektedir.

619 sayfa olan kitabınızı hangi sorunsaldan hareketle düşünmeye ve yazmaya başladığınızı merak ediyorum?

İnsanlık, tarih boyunca madde ile bilginin ayrımını, birlikteliğini ve karşılıklı ilişkisini tanımaya ve tanımlamaya çalışmıştır. Bilgi, maddenin fiziksel ve kimyasal değerleri üzerinden bir bilgi birimi olarak görüngü kazanırken; maddenin de bilgiyi bir kültür kondisyonu hâline getirerek evrensel ters değer dönüşümünü sürdürmesi, madde ile bilgi arasındaki ilişkinin sürekli olarak izlenmesine ve sorgulanmasına yol açmıştır.

Türkiye’de felsefi düşüncenin “direkt bilgi-birimler” düzeyinde kalıp “indirekt bilgi-birimlere” geçemediğini düşünüyor musunuz? Türk toplumunun düşünce dünyası sizce hangi epistemik aşamada takılıyor?

Toplum birimleri, tıpkı tüm biyolojik birimler gibi, evrenle kurulan doğrudan (direkt) kondisyonel ilişki bilgi birim ardıllanmasından, dolaylı (indirekt) bilgi birim kondisyonardıllanmasına doğru bir süreç içinde yer alır. Bu geçiş süreçlerinde; fantezi, ideal ve değer temelli evren tanımları, bilgi birim dizgi kondisyonları olarak toplum birimlerini ve kimliklerini oluşturmuştur. İndirekt bilgi dizgi süreçlerinin ortak değerleri ise, toplum ve birey kimliğini evren kondisyonuna bağlayan dönemsel felsefelerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Farz edin ki bir imza günündesiniz. Bir okurunuz size şöyle dedi: “Kitabınız son derece yoğun, soyut ve derin bir kuramsal çaba ile anlamayı gerektiriyor. Türk toplumunun okuma alışkanlıklarını düşündüğünüzde, sizce bu kitap “hazırlıksız bir topluma yazılmış bir metin” mi?” Okurunuza yanıtınız ne olurdu?

Ardıl dizgilerin fantezi, ideal ve özel değer temelli dirençleri; farklı indirekt bilgi birim dizgiayrışımlarının ortak değerlerini oluşturmuş, bu süreçte toplum birimleri ve birey kimlikleri kendi özgünlükleri içinde şekillenmiştir. Bu kapalı ve özel ardıllanmalar, toplum ve birey kimliklerini birbirinden farklılaştırmıştır. Buna karşılık, evrensel ortak fizik, kimya, matematik gibi değerlerin evren tanımları ve ilişkileri üzerine kurulu indirekt bilgi birim dizgileri, üst toplum bilgi birimlerini ve birey kimlik oluşum dizgilerini evrensel bir çerçeveye taşımıştır.

Bu nedenle toplumumuzda, indirekt bilgi birim dizgi sürecine geçişin kendisi bir sorun değildir. Asıl sorun; toplum ve birey kimliklerini farklılaştıran indirekt fantezi, ideal ve değer tanımlarından, evrensel fizik, kimya, matematik gibi değerlerle tanımlanmış evren kondisyonel ilişki bilgi birim dizgilerine geçişte yaşanmaktadır. Sorun, evrensel bilgi birim değer standartları temelinde indirekt toplum ve birey kimliğininoluşturulmasıdır. Nitekim yeryüzünde de henüz evrensel indirekt bilgi birim değer standartları ile üst düzey bilgi birim ve birey kimliğinin oluşumu, hâlen sancılı bir süreç olarak devam etmektedir.

Toplumumuzda okurun bilgiyi sosyal medyadan, kısa metinlerden, yüzeysel içeriklerden alma eğilimi hızla artıyor. “Direk-İndirek Bilgibirim” yaklaşımınıza göre, bu durum toplumsal bilginin dizgisel ardıllanmasını nasıl etkiliyor? Toplum birimlerinde bir ‘bilgisel çöküş’ riski görüyor musunuz? Bu konudaki düşüncelerinizi merak ediyorum?

Biyolojik bilgi birimleri, bilgi sayar olarak bilgi dizgilerinin sınırlarında yer alır. Ters döngü süreçlerinde Biyolojik bilgi birimleri, bilgi sayar olarak bilgi dizgilerinin sınırlarında konumlanır. Ters döngü süreçlerinde (ölüm–doğum), hem evren hem de indirekt bilgi birim kondisyonlarıyla etkileşime girer; bu dizgilere katılır ve ayrılırlar. Bu süreç boyunca evren ve indirekt bilgi birim kondisyonlarından bilgi yüklenir ve ilişki bilgilerini aktararak, hem yapay kondisyonlarına hem de evren kondisyonuna bağlı kalırlar.

Sayın Postalcı, günümüz felsefi düşünce dünyasını geçmişle kıyasladığımızda, kimi eleştirmenler bugünün felsefi düşünce dünyasının “hafiflediğini”, derinliğini yitirdiğini iddia ediyor; kimileri ise tam tersine daha özgür ve cesur olduğunu savunuyor. Siz bu önemli tartışmada nerede yer alıyorsunuz?

Felsefe, indirekt evren kondisyon ilişkisi içinde ayrışan bilgi birim dizgileri ile biyolojik bilgi birimlerini birbirine ve evren kondisyon ilişkisine bağlayan ortak ilişki değer bilgi dizgileri olarak ortaya çıkmıştır. İndirekt bilgi birim dizgilerinin her sürecinde, bilgi dizgi ve kondisyon değerlerine bağlı ayrışımlar, ortak değerleri üzerinden evren kondisyonuna bağlanarak birey ve üst bilgi birim kimliğinin oluşumunu sağlamıştır. Ortak indirekt bilgi birim değerleri, evren kondisyonlarını tanımlamış ve ilişki bilgilerini ardıllamıştır. Felsefe, ideal ve fantezi tanım dönemlerinde, bilgi dizgilerine dayalı ortak değer derinlikleri ile şekillenmiştir. Günümüzde ise indirekt bilgi dizgileri ve evren kondisyonlarının ortak fiziksel ve kimyasal değerlerinin tanımı, bu değerin ereksele bağlı indirekt bilgi birim dizgilerine aktarılmasında derinlik kazandırma çabası içindedir. Bilginin ereksel dizgide; elektronların tanınması, bilgilerin elektronlara yüklenmesi ve biyolojik birimlerin gen tanımları ile ayrıştırılmasının yanı sıra, fiziksel ve kimyasal değerlerle tanımlanması; biyolojik birimlere ve mekanik sistemlere yüklenmesi ve yapay zekâ ile evrensel bağlarının kurulması, bilginin felsefe dizgisinde devrim niteliğinde bir derinlik olarak değerlendirilmektedir.

Bir fikir insanı olarak okurken ilham aldığınız yazarlar mutlaka vardır. Sizin, en çok etkilendiğiniz beş yazar ve onların sizde iz bırakan beş eserini öğrenebilir miyiz?

Başta evren (doğa) ve ilişkilerinin kendisi, indirekt bilgi dizgileri ortaklığı içinde; gelip geçerken bırakanların ve devralma çabası gösterenlerin bilgilerini yüklenerek dizgiye katılma çabası olmuştur. Bu çabaya örnek olarak Aristoteles, Baruch Spinoza, Hegel ve Marcel Proust gösterilebilir; ayrıca çok sayıda eserleri ve daha birçok düşünür bu sürece katkıda bulunmuştur.

Vakit ayırıp sorularımı yanıtladığınız için teşekkür ederim. Eserinizin yolculuğu uzun ve ilham verici olsun. 

Teşekkür ederim.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*