Söyleşi: Aslı Kemal Gürbey
“Zaman Kapıları” adlı eser köklü bir yayınevi olan Kalan Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Eser, Uğur Solak tarafından kaleme alınmış ve insanlığın kökenine, geçmişin bilinmeyenlerine ve zamanın gizemli yapısına dair derin bir keşif yolculuğu sunuyor. Kitapta, antik uygarlıkların sembolleri, zamanın döngüsel ve kırılgan doğası ve insanlık tarihinin sırları ustalıkla harmanlanmıştır. Okuyucuyu, zamanın aslında sadece düz bir çizgi olmadığını fark ettirecek ve içsel bir yolculuğa davet eden bu eser, tarih, bilim ve mitin ince detaylarını bir arada buluşturuyor. Geçmişe ve geleceğe dair sorulara cesurca yaklaşan, gizemli ve düşündüren bir dünya sizi bekliyor. Buyrun söyleşimize!
Merhaba Uğur Bey. Yeni çıkan eseriniz için sizi tebrik ederim. Eserinizi bana yollanan pdf dosyasından beğenerek okudum. “Zaman Kapıları”nın yazarı Uğur Solak’ın kim olduğunu okurlarımıza tanıtarak başlamak isterim.
Merhaba. Ben, yıllarca üretmenin içinde olmuş bir meraklıyım. Okul yıllarımdan bu yana antik dönem ve uzay hep ilgimi çekti; her zaman bilim insanı olmayı hayal ettim. Yazmak, benim için bu merakın ve sorgulamanın başka bir ifade biçimi oldu. Bu hayaller, “Zaman Kapıları” romanını yazmama vesile oldu.
“Zaman Kapıları” başlığı, hem bireysel hem de toplumsal düzlemde güçlü çağrışımlar barındırıyor. Bu başlığı seçerken hangi anlam katmanlarını özellikle öne çıkarmak istediniz?
Her insanın hayatında cesaretle geçilen ya da korkuyla kapalı tutulan eşikleri vardır. “Zaman Kapıları”, geçmişle yüzleşmeye, bugünü sorgulamaya ve geleceği yeniden düşünmeye açılan bu çok katmanlı geçişleri temsil ediyor.
138 sayfa olan eserin dili ve kurmacası karmaşık değil. Zaman, mekan betimlemeleri başarılı. Okuması rahat bir roman. Bunun bir birikimin ürünü olduğunu düşünüyorum. Merak ettiğim şey şu: Yazı serüveniniz ne zaman başladı ve bu yolculukta yazmaya dair herhangi bir eğitim aldınız mı, yoksa yazarlığınız daha çok kişisel bir birikimin ve deneyimin sonucu mu?
Hayır, yazarlıkla ilgili bir eğitim almadım. Zaman yolculuğu ve paradokslar üzerine çok sayıda belgesel izledim. Bu romanda anlatım ve betimlemelerde, bu birikimin etkisi olduğunu düşünüyorum.
Uğur Bey, uzun yıllara yayılan gözlemlerim bana şunu düşündürüyor: Her yazar, bir iç çağrının izini sürer; eserler de çoğu zaman bu çağrının yankısı olarak doğar.
Siz “Zaman Kapılarını” yazarken neyin peşine düştünüz; sizi masaya oturtan, kelimelerle baş başa bırakan o iç çağrıyı nasıl tarif edersiniz?
Haklısınız. Bilim insanı olmak çocukluk hayalimdi. Bu hayali Ethan karakteriyle gerçekleştirdim. Onunla birlikte hem bir bilim insanı hem de bir zaman yolcusu oldum. Dilerim benimle birlikte okurlar da bu yolculuğa kendi hayal dünyalarında çıkabilir.
Günümüz edebiyat ve sanat ortamında yazar olmak, gerçekten üretmekten çok görünür kalma mücadelesine mi dönüşmüş durumda bilmiyorum ama bu yönde eleştirilerin arttığını gözlemliyorum. Sizce bugünün yazarı, nitelikli bir edebî duruş inşa etmeye çalışırken piyasa beklentileriyle ve popülerlik baskısıyla bir çatışma yaşıyor mu?
Evet, görünür olma çabası çoğu zaman üretmenin önüne geçebiliyor. Piyasa beklentileri ve popülerlik baskısı arasında kalan yazar, kolayca eriyip gidebiliyor. Bence yazar, başkalarının izinden değil, kendi adım izleriyle yol almalı.
Her insanın iyi edebiyatı ve yazarlığı tanımlama biçimi farklıdır; kimine göre yazar, duygulara tercüman olan biridir, kimine göre topluma ayna tutan ya da değişimi tetikleyen bir düşünürdür. Peki, sizce yazar kimdir, onun en temel sorumluluğu nedir ve iyi bir yazarı diğerlerinden ayıran asıl özellik ne olmalıdır?
Bence yazar, duygulara tercüman olan kişidir. Okura “neden” ve “niye” sorularını sordurabiliyorsa, zihinde hayaller kurdurabiliyorsa iyi bir yazar olmuştur.
Söyleşi yaptığım yazarlara şu soruyu soruyorum. Çünkü sosyal medya gerçekliği, dijitalleşen, yapay zekâlaşan bir gelecek içinde yaşıyoruz. O soru da şu: Edebi eserlerin gelecekte hiçbir karşılığının kalmayacağını, hatta edebiyatın bile tamamen ortadan kalkacağını savunanlar var. Bu fikre katılır mısınız?
Hayır, kesinlikle katılmıyorum. Sinema nasıl varlığını sürdürüyorsa, edebiyatın da kemik bir okur kitlesi var. Edebi eserlerin tamamen ortadan kalkacağına inanmıyorum.
Hemen her yazarın yazı yolculuğunda iz bırakan başka yazarlar oluyor. Uğur Solak’ı etkileyen yazarlar ve eserler hangileri oldu?
Birçok yazar var elbette; ancak Aziz Nesin’in anlatımı beni her zaman çok etkilemiştir.
Vakit ayırıp sorularımı yanıtladığınız için teşekkür ederim. Eserinizin yolculuğu uzun ve ilham verici olsun.
Nazik sorularınız ve bu keyifli söyleşi için teşekkür ederim. “Zaman Kapıları”nın, okurlar için yeni düşünce kapıları aralamasını ve her okurun bu yolculuktan kendine ait bir iz taşımasını diliyorum.
Leave a Reply