Ahmet Gök: “Benim için yazmak, sadece bir edebi üretim değil, aynı zamanda bir ritüel.”

Söyleşi: Aslı Kemal Gürbey

Ahmet Gök tarafından yazılan “Hatırlayan İnsan” kitabı toplamda 224 sayfa. Kitap, köklü bir yayınevi olan Kalan Yayınları markasıyla basıldı ve geçen hafta okuyucu ile buluştu. Ahmet Gök bu eserinde, bilimsel ve spiritüel kodlar üzerinden kozmos ve insan bilincini ele alıyor. Kitabın içeriğinde; bilinçaltı, ruhun yolculuğu, reenkarnasyon gibi kavramlar detaylıca anlatılıyor ve farkındalık ile an’da kalmanın önemi vurgulanıyor. Eserde ayrıca; kozmik temellerle bilincin gücüne dair açıklamalar, ruhun zaman ve yaşam döngüsündeki yolculuğu ve meditasyon, pozitif düşünce ve astral yolculuk gibi bilinçaltı katmanları hakkında da spesifik bilgiler veriliyor. Bizde yazarla eser hakkında söyleşi yaptık. Buyrun söyleşimize!

Yeni kitabınız hayırlı olsun Ahmet Bey. Söyleşimize sizi okurlarımıza tanıtarak başlamak istiyorum. Ahmet Gök kimdir?

Ben 1958 yılında İzmit/Kocaeli’de doğdum. İlk, orta ve lise tahsilimi İzmit’te yaptım. Askerlikten sonra iş yaşamım başladı ve yine İzmit’teki bir işletmeden emekli oldum. İki erkek çocuk babasıyım. Şu anda spiritüel seminerler, kamplar ve çeşitli etkinlikler düzenliyorum. Ayrıca yazmayı deneyimliyorum.

224 sayfa olan eserinizi ilgiyle okudum. Okuması ve anlaması rahat bir kitap. Ben, kitap yazan insanın bir amaç dahlinde yazmaya giriştiğini düşünüyorum. Bu temelde size şunu sormak isterim. Sizi “Hatırlayan İnsan”ı yazmaya iten amaç neydi?

Hatırlayan İnsan’ı yazmaya beni iten en temel amaç, insanın kendi özünü ve evrensel bağlantısını yeniden hatırlamasına vesile olmaktı. Günümüz dünyasında hız, tüketim ve unutma hâkim; fakat ben yazıyla bir hatırlatma yapmak istedim. Bu kitap, bireyin kendi iç sesini duyması, zamanın akışını fark etmesi ve yaşamın sıradan görünen anlarında bile derin bir anlam olduğunu hatırlaması için kaleme alındı. Benim için yazmak, sadece bir edebi üretim değil, aynı zamanda bir ritüel.

Ruhun farklı zamanlarda varlığını sürdürmesi ve yeniden doğması fikrini anlatırken, günümüzdeki bilimsel gelişmelerle bu düşünceler arasında bir bağ kurmak mümkün mü? Sizce bu kavramlar bugün nasıl anlaşılmalı ya da yeniden yorumlanmalıdır?

Ruhun farklı zamanlarda varlığını sürdürmesi fikri, insanlığın kadim hafızasında hep vardı. Bugün kuantum fiziği, epigenetik ve bilinç araştırmaları bize varlığın tek boyutlu olmadığını hatırlatıyor. Kuantum düzeyde parçacıkların aynı anda birden fazla yerde bulunabilmesi ya da deneyimlerin nesiller boyunca aktarılabilmesi, ruhun sürekliliği fikrine modern bir bakış açısı kazandırıyor. Ben bu kavramları mistik bir uzaklıkta değil, günlük yaşamın içinde deneyimlemek gerektiğini düşünüyorum.

Kitabınızda bilinçaltı gölgelerin ve biriken hatıraların ruhsal gelişim üzerindeki etkilerini ayrıntılı biçimde ele alıyorsunuz. Bu gölgelerle yüzleşme ve onları bilinçle bütünleştirme sürecinde, sizi en çok düşündüren ya da zorlayan noktalar neler oldu?

Bilinçaltı gölgelerle yüzleşmek, insanın kendi karanlık tarafıyla dürüstçe karşılaşması demek. Zorlayıcı olan, bu gölgeleri bastırmadan ama aynı zamanda onlara teslim olmadan yazıya aktarabilmekti. Çünkü gölgeyi yok saymak onu güçlendiriyor, ama sadece gölgeye odaklanmak da insanı karanlığa hapsediyor. Benim için asıl mesele, gölgeleri bilinçle bütünleştirmekti: onları bir düşman değil, bir öğretmen olarak görmek.

Kozmik mimarlık ve titreşimlerin evrenin temel yapı taşları olduğunu vurguluyorsunuz. Bu titreşimlerin bilinç üzerindeki etkisini nasıl tanımlarsınız?

Her şeyin özünde bir frekans, bir titreşim vardır; atomların hareketinden kalbin ritmine, düşüncelerin dalga boyuna kadar. Bilinç de bu titreşimlerle şekillenir. Düşük titreşimler bizi korku ve ayrılığa sürüklerken; yüksek titreşimler sevgi ve bütünlük bilincini açığa çıkarır. İnsan kendi düşünceleri ve niyetleriyle titreşimini yükseltebilir. ‘Hatırlayan İnsan’ bu bağlamda bir davet: bilincimizi evrenin yüksek frekanslarıyla uyumlu hale getirmek.

Önsözde kitabınızı yalnızca okunacak bir metin olarak değil, hissedilecek bir titreşim; her bölümünü bir kapı, her sözü ise bir evrenin yankısı olarak tanımlıyorsunuz. Okurun bu titreşimle temas ettiğinde hangi içsel farkındalıklara ya da dönüşümlere kapı aralamasını umut ediyorsunuz?

Okurun bu titreşimle temas ettiğinde, öncelikle kendi iç sesini daha net duymasını umut ediyorum. Unutulmuş hatıralar ve bastırılmış duygularla yüzleşirken, aslında kendi özüne doğru bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk, farkındalıkla birlikte küçük ama derin dönüşümler getiriyor: sıradan görünen anlarda bile kutsal bir anlam olduğunu hatırlamak. ‘Hatırlayan İnsan’ bu yüzden bir davet: kendini hatırlamaya ve evrenle uyumlanmaya açılan bir kapı.

Kitabınızda evreni bir simülasyon ya da holografik bir yapı olarak ele alıyorsunuz. Bu yaklaşım, evrende yalnız olup olmadığımıza dair varsayımları beraberinde getiriyor.  Sizce evrende yalnız mıyız yoksa başka bilinçli varlıklar da var mı?

Holografik bir evrende her parça bütünü içerir; yani biz evrenin tüm bilgisini kendi varlığımızda taşırız. Bu bakış açısıyla yalnızlık bir yanılsamadır. Bilimsel açıdan evrenin büyüklüğü başka bilinçli varlıkların var olma ihtimalini güçlü kılıyor. Ama benim için asıl mesele şu: biz evrende yalnız olsak da olmasak da, her şeyle zaten bağlantı içindeyiz. Başka bilinçli varlıklar varsa, onlar da aynı bütünün farklı yankılarıdır.

Son sorum da şu olsun. Hazırlık içinde olduğunuz yeni çalışmalarınız var mı?

Evet, yeni çalışmalarım var. Öncelikle kitabın ruhunu sosyal medyada görsel ve kısa metinlerle paylaşmaya hazırlanıyorum; 10+1 bölümlük bir chakra ve bilinç serisi üzerinde çalışıyorum. Ayrıca yayımlanan kitabımın sosyal medya kampanyası için özgün alıntılar ve görsel tasarımlar hazırlıyorum. Bunun yanında üzerinde çalıştığım bir roman var; zamanın akışı ve karakterlerin içsel dönüşümünü araştıran bir eser olacak. Kısacası, hem edebiyat hem de görsel-ruhsal içerikler üzerinden yeni kapılar açmaya hazırlanıyorum.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Okuyucularınız bol olsun.

Ben teşekkür ederim. Okuyucularınız bol olsun; her okur kendi içindeki evreni hatırlasın.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*