Söyleşi: Aslı Kemal Gürbey
Köklü bir yayınevi olan Kalan Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan Ares Vane – İki Dünya Arasında, dikkat çekici fantastik-psikolojik romanlardan biridir. Renkli baskı olan eser, yalnızca bir anti-kahramanın hikâyesini değil; travma, zihinsel parçalanma, modern yalnızlık ve adalet saplantısının karanlık anatomisini anlatıyor. Ahmet Kaya’nın sinematik diliyle kurduğu romanda, elleri titreyen restorasyon uzmanı Ares Vane; suç, manipülasyon ve kişisel travmalar arasında giderek kendi zihninin labirentine sürükleniyor. Renkleri bir silah gibi kullanarak insanların bilinçlerini kontrol eden Ares ile kaosu temsil eden Jester arasındaki çatışma, klasik “iyi-kötü” geriliminin ötesine geçip modern insanın parçalanmış ruhuna dönüşüyor. Özellikle “Dünya bir ameliyat masasıdır” ve “Sistemin kendisini yakmak gerekiyor” gibi cümleler, romanın yalnızca aksiyon değil; nihilizm, sistem eleştirisi ve kimlik krizleri üzerine de kurulduğunu gösteriyor. Gothamvari atmosferi, Joker-Batman estetiğini andıran psikolojik düelloları, travma merkezli karakter yapısı ve neon-noir anlatımıyla eser; Türk okurunun son yıllarda dijital çağın karanlık anti-kahramanlarına duyduğu ilgiyi yerli bir evrene taşıyor.
Yeni kitabınız hayırlı olsun Ahmet Bey. Söyleşimize sizi tanıtarak başlamak istiyorum. Ahmet Kaya kimdir?
Ahmet Kaya, çoğu şeyi kendi içinde yaşayan, kötü topluma ve hayata karşı dik duran, ne olursa olsun bu duruşu bozmayan, “süper” olmasa da “kahraman” olan ve günümüzde de kötülerle savaşan, iyilerin yanında olan; doğayı, ülkesini, hayvanları çok seven – belki de hayvanların “süper kahramanı” olan – yazarken kendini, ruhunu özgür bırakan bir Türk genci.
Ahmet Bey, 50 sayfa olan eserinizi beğenerek okudum. Kanaatimce her eser, toplumsal ya da kişisel bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıkar; sebepsiz yazılan metin yoktur. Aynı şekilde her yazarın da kalemi eline alırken bilinçli ya da sezgisel bir yönelimi, bir derdi, bir amacı bulunduğuna inanıyorum. Bu çerçevede sormak istiyorum. Bu kitabı kaleme almanıza yol açan temel ihtiyaç neydi?
Çivisi çıkmış dünya! Kötülüklerin çoğalması. Kadınlar, yaşlılar, çocuklar, hayvanlar bize emanet! Ben hep öyle baktım, annem benim en değerlim ve bana insandan öte olmayı öğretti. Hassas bir kalbim var, kafamda da iyiliğe karşı düşünceler var! Ve ömrüm boyunca da bu “ben” asla değişmeyecek.
Genç bir yazar adayı olduğunuzu biliyorum. Şu iki sorunun yanıtını merak ediyorum:
1) Ne zamandan beri yazıyorsunuz?
2) Ares Vane‘yi ne kadar sürede yazdınız?
Son üç yıldır yazıyorum. Ares Vane‘i bir ayda yazdım. Sanki bir güç bana “bunu yazmalısın” dedi… Ve kalbime gelen o sihir, kalemime de dokundu ve yazdım.
Romanda Ares Vane’ın “restorasyon” kavramını sadece binalara değil, insan zihnine ve topluma da uygulamaya çalıştığını görüyoruz. Sizce günümüz modern insanının hangi yönlerinin düzeltilmeye ihtiyacı var?
Modern insan! Kendini iyileştirmeli, yenilemeli. Modern yaşamın getirdiği çıkmazlardan kurtulmalı. Uyarı bombalarının altında yaşamamalı! Her şeyi hızlı tüketmek yerine, kalın bir kitap okumalı.
Ares ile Jester arasındaki ilişki klasik iyi-kötü karakter çatışmasından çok, tek bir zihnin iki parçalanmış yüzü gibi ilerliyor. Kitabı okuyanların da merak edeceği soruyu size sorayım: Jester gerçekten bağımsız bir karakter mi, yoksa Ares’in bastırdığı travmaların vücut bulmuş hâli mi?
Bunu cevaplamak istemiyorum. Eğer bu soruyu cevaplarsam insanlar o sonu asla merak etmezler.
Ahmet Bey, çalışmalarınızın başarıyla devam etmesini temenni eder, bundan sonraki üretimlerinizde kolaylıklar ve ilham dolu süreçler dilerim.
Kalan Yayıncılık’a teşekkürler…
Leave a Reply